Ford V Ferrari Film Eleştirisi ve İncelemesi yazımıza hoşgeldiniz. Umarız filmi birde bizim gözümüzden görmeniz sizin açınızdan güzel bir deneyim olur.

Düşünsenize efsanelerin başladığı yıllar, rekabetlerin harbi olduğu, her türlü alicengiz oyunlarının döndüğü daha henüz regülasyonların tam oturmadığı o güzel yıllar. Ve bizi o güzel yıllara götüren harika bir film. Öncellikle direkt olarak eleştireceğim tek konu olan yarışlara ayrılan sürenin uzunluğu. Sonuç olarak bu bir otobiyografi, içinde birden fazla kurum ve kişiliğinin hikayesini anlatan unsurlar barındırıyor.

O yüzden bu tarz filmlerde böyle Hollywood kurallarının biraz daha yıkılması gerektiğine inanıyorum ki, güzel yanlarından biri işin içinde aşk hikayesi ya da ona dair herhangi bir konu yoktu. Sadece Ken Miles ve eşinin 10 saniyeyi bile geçmeyecek romantik anları vardı. Bu da gayet güzel ve hoş durmuş. Hikaye çok geniş ve kapsamlı yıl 1966, Henry Ford II’nin kafası atıyor ve üst üste gelen kötü satış rakamlarından sonra paraya kıymaya karar veriyor. Bu karardan sonra da CEO’suyla CFO’suyla muhteşem bir yarış ekibi kurma arayışına giriyorlar ve karşılarına Shelby çıkıyor.

Shelby dönemin hem eski yarışçısı hem de kendine ait ufak bir otomobil işi var. Belli bir saatten sonra yarışamıyor ve pistlerden ayrılıp, otomobil işine yöneliyor. Tabi ki yanında bir de tam aradığımız türden bir adam Ken Miles. Ken karakteri bizler açışından çok önemli ve ona biraz değinmek istiyorum. Öyle zamanlarda yaşıyoruz ki insanlar işlerini sevmiyorlar, kazandıkları paradan memnun değiller, yaşadıkları hayatları hep başka hayatlarla kıyaslıyorlar.

Ford V Ferrari Film Eleştirisi ve İncelemesi yazısı birinci görsel

Ken Miles burada bize sevdiği işi nasıl bir tutkuyla yaptığını adeta gösteriyor, göstermeyip bir de içinde gezdiriyor. Christian Bale’in Ken Miles’îna dalıp gitmemeniz neredeyse imkansız. Filmde adı geçen kişilikler gerçekten çok önemli, çok kıymetli. Sonuç olarak hayatlarını işlerine adamış ve o işi de hakkıyla yapmak için ellerinden gelen çabayı sarfetmişler. Tabii filmde birkaç sahnede Shelby ufak tefek kurnazlıklar yapıyor. Günümüzde de araba yarışları formatlarında bu tarz regülasyon bozucu davranışlara denk gelebiliyoruz. O sebeple kazanmak için her şey mübahtır deyip bu konuyu burada kapatıyoruz. Film genel hatlarıyla gayet net hikayeyi, zamanı, firmaları ve kişilikleri güzel bir şekilde önümüze seriyor. Henry Ford II’yi fazla görmüyoruz ama gördüğümüz zamanlarda da nasıl bir yönetici olduğunu hissedebiliyoruz. Ben kendi açımdan bu mesajı aldım açıkçası.

Shelby’lerden, Impala’lardan, Enzo’lardan, Cobra GT’lerden anlamayanlar bu filmi hiç izlemesin bakmasınlar

Kadınlar açısından birazcık sıkıcı olabilir ama kişisel gelişim anlamında hem de dönemi anlama adına güzel bir eser. Amerikalılar siyasi olarak dünyaya çok fazla zarar verseler de bu tarz içeriklerle de bize aslında çok güzel deneyimleri bizzat içindeymiş gibi anlatıyor. Mesela bir sahnede Ken Miles aracına geçerken o pit alanının atmosferini adeta oradaymış gibi hissettirdi. Bunlar gayet hoş şeyler. Belki de çoğumuz hayatımızda deneyimleyemeceğimiz olayları direkt birinci şahısın gözünden görüyoruz. Gayet net, akıcı, rekabetçi, rekabet duygusunun ve paranın insanları motive etmede ne kadar önemli olduğunu anlatan bir filmdi.

Ford V Ferrari Film Eleştirisi ve İncelemesi yazısı ikinci görsel

Oscar açısında bu tarz filmlere pek şans vermiyorum ama eğer FORD lobicilik yapar da ödül ya da ödüller kaparsa ona bir şey diyemem. Keyifli seyirler.

Ford V Ferrari Film eleştirisi ve incelemesi yazımızın sonuna geldik. Bu bilgiler ışığında filmi izleyecek varsa iyi seyirler .