Onudaizledim.com’dan herkese merhaba. Alev Almış Bir Genç Kızın Portresi Eleştirisi yazımıza hoşgeldiniz.

Yakın zamanda izlediğim en iyi filmlerden olan Alev Almış Bir Genç Kızın Portresi orijinal ismiyle  Portrait de la jeune fille en feu izleyene en basit ifadeyle naif bir öteki hikayesi sunuyor. Öteki hikayeleri dediğimiz filmlere her zaman özel bir ilgi ile yaklaştığım için bu filme giderken aklımda birkaç temel soru mevcuttu. Filmin Cannes’da en iyi senaryo ödülünü almış olması ve eleştirmenlerin film için şahane methiyeler dizmiş olması açıkçası beni biraz heyecanlandırmıştı. Kenarda kalmışların örselenmiş ve görmezden gelinmiş insanların hikayeleri bana her zaman çok umut vermiştir. Çünkü her seferinde daha farklı bir dünya yaratmanın mümkünlüğüne olan inancımı arttırmıştır. Filmin başladığı ilk saniyeden itibaren filmin sonuna kadar bu inancım, yönetmenin yarattığı kusursuz dünya ile artarak devam etti. Yazımın sonunda söylemeyi umduğum cümleyi henüz başlarında söylemek istiyorum. Film kelimenin tam anlamıyla bir başyapıt.

Alev Almış Bir Genç Kızın Portresi

Filmin konusundan bahsetmek gerekirse . . .

Babası gibi ressam olan Marianne (Noémie Merlant) ablası intihar ettiği için manastırdan çıkarak evine dönen bir genç kızın portresini çizmek için sipariş alır. Ardından portreyi çizmek için Fransa’nın kuzeybatısında bulunan izole sayılabilecek küçük bir kasabaya gelir. Lakin Heloise (Adèle Haenel) portresinin çizilmesini istemediği için Marianne’nin bunu gizli yapması gerekir. Portre Milona’da yaşayan asilzade bir damat adayına gidecek ve beğenilirse Heloise ile evlilikleri gerçekleşecektir. Heloise manastırda geçen yılları ve ablasının intiharının ardından daha çok içine kapanık bir kadın haline geldiği için ne evliliği ne de portresinin çizilmesini ister. Daha önce gelen ressamlar bu sebeple portreyi çizmeyi başaramazlar. Bu yüzden annesi Marianne’yi bir ressam olarak değil de Heloise için şehirden getirdiği bir refakatçi olarak tanıtır.

Alev Almış Bir Genç Kızın Portresi resim 2

Marianne, Heloise ile yaptığı yürüyüşler sırasında onun yüzünü ezberlemeye çalışır ve gece olduğu zaman onu resmetmeye başlar. Marianne onunla daha fazla vakit geçirmek için bir dost gibi davranır. İkilinin bu yakınlığı bu yürüyüşler zamanla iki kadının duygusal dünyalarına yaptığı birer yolculuklar haline dönüşür. İkili arasında oluşan kıvılcımlar gün geçtikçe görünmezliğin ardından çıkarak somut bir gerçeklik haline gelir. Heloise ve annesinin hizmetçiliğini yapan Sophia’ (Luana Bajrami) da bu iki kadının duygu dünyasına temas etmeye başlayınca film 18.yy’ın acımasız sınıf ayrımını gözler önüne sermeye başlar. Kadının gördüğü değeri, ezilmişliğini ve çaresizliğini duygularımızı sömürerek ve kör göze parmak sokarak değil çok naif ve tüm çıplaklığı ile görmeye başlarız.

Marianne ve Heloise arasında oluşan kıvılcımların bir aleve ve aşka dönüşmesini adım adım izledikten sonra hikaye bu aşkın imkansızlığına değinmeye başlıyor. Bu evrede Orpheus miti üzerinden mükemmel bir anlatım sergileniyor ve filmin en dokunaklı kısımları başlamış oluyor. Filmin birçok noktasında değinilen metaforlar sınıfsal sistem gözlemleri hikaye dinamizmini sürekli destekliyor. Filmde neredeyse hiç erkek karakter görmüyoruz. Kadın karakterlerin oluşturduğu çemberin etrafında filmin akıcılığı hiç kesintiye uğramadan ilerliyor.

LGBT+ bireylerin maruz kaldığı acıların geçmişten günümüze aslında çok da değişmediğini anlayabiliyoruz .

Céline Sciamma harika karakterlerin yaratmanın dışında mükemmel bir sinematografi ile görsel bir şölen sunuyor. Filmin her karesi bir tablo gibi ışıldıyor. Bunca acının yanında film umutsuzluğa sürüklemenin tersine umudu yeni bir ele alış sergileyerek final yapıyor.

Alev Almış Bir Genç Kızın Portresi Eleştirisi yazımızın sonuna geldik.Son yıllarda izlediğim en iyi filmlerden olan Alev Almış Bir Genç Kızın Portresi kesinlikle Céline Sciamma’nın filmografisinde bir başyapıt olarak kalacak. Filmin son sahnesinde içine düştüğüm duygu ağını sanırım hayatımın sonuna kadar unutamayacağım. Marianna ve Heloise’in kavuşabildiği bir Dünya dileğiyle.